Arabayla Balayı IV- Cinque Terre, İtalya 2


Balayımızın ara durakları da olmasına karşın, ana durak sayımız dörttü, yani son durağa geldik. Bu yazıyı İngilizce yazıyor olsaydım, “Last but definitely not least…” diye başlardım sanırım yazıya.

Cinque Terre’yi son durak olarak seçmemin nedeni internette gezinirken keşfettiğim fotoğraflarına bayılmamdı. Umduğumu buldum mu? Evet.
dsc_0157

(Vernazza)

Beş köy anlamına gelen Cinque Terre, İtalya’nın kuzeyinde bir liman kenti olan La Spezia’ya bağlı Manarola, Vernazza, Riomaggiore, Corniglia, Monterosso’nun dahil olduğu köylerin genel ismi. Biz balayımızın son üç gününü Vernazza ve Manarola’da geçirdik, diğer köylere ise yürüyüşler yaptık.

Prag’la yakın zamanda tekrar görüşmek dileğiyle vedalaştıktan sonra (duygusal bir bağ kurdum ben kendisiyle:), yine otobandan ve yine Münih’te uzuuun bir mola verdikten sonra Cinque Terre’ye doğru yola koyulduk. Yorucu fakat zevkli bir yolculuktan sonra on gün önce bizi terleten, tırnaklarımızı kemirten, kornalar ve İtalyan argosu ve vücut diliyle tanıştığımız, İtalya yollarına, bu kez gururlu, kendimizden emin bir giriş yaptık ve hiç kaybolmadan Vernazza’ya ulaştık:)

dsc_0081

Köylerin içine arabayla girmek yasak, 1 km ötesinde turistler için, 600 m kadar ötesinde ise köy sakinleri için ayrılan otoparklar var. Buralardan sürekli servis yapan bir minibüs 1 Euro karşılığında sizi köye götürüyor yürümek istemezseniz. Biz, valizlerimizden, ufak bir sırt çantasına sığacak kadar gerekli malzeme alıp, yürümeyi tercih ettik.

Vernazza’da, önceden bayıldığım fotoğrafların gerçeği bizi bekliyordu, uçuşan tüller, beyaz çarşaflar, insanın içini okşayan rüzgar…diyen cümleler kurmak istemezdim ama hakikaten rengarenk 3-4 katlı evler, balkonlardan sarkan çamaşırlar, denizden esen ve yaz sıcağında ne hikmetse nemini hissettirmeden insanı ferahlatan bir rüzgar, birbiriyle bağıra bağıra selamlaşan İtalyanlar…Ortam böyle olunca, cümleler de fena halde Ayşe Arman-vari oluyor:)

 

dsc_0287
Köylerde otel yok, yapımına izin verilmiyormuş, köy sakinleri yeniden düzenledikleri odalarını veya kimisi apartmanın tamamını pansiyon gibi kullanıyor. Biz Vernazza’da Maria Capellini’nin Charming room odasında kaldık. Aslında odadan ziyade apart daire gibi düşünülebilir. Küçük bir mutfağı, genişçe bir yatak ve yemek masası bölümü, tertemiz banyosu ile adının hakkını veren bir odaydı. En güzeli de odadan çıkar çıkmaz, merdiven derdi olmaksızın kalabalığa karışıvermeniz, denizin beş metre ötenizde olması…bu güzellik gece gürültü dezavantajına dönse de halimizden hiç şikayetçi değildik. Odanın sahibi Maria ve Giacomo bize anahtarları verdikten sonra birkaç kez köyün meydanında karşılaştık, çok yardımsever ve sıcakkanlı insanlardı.

İlk akşam Vernazza’yı keşfettik, ufacık bir köy olsa da, içerisinde bir Coop market, bir bakkal, çeşit çeşit zeytinyağı, makarna sosları ve tabi şaraplar satan dükkanlar, güzel restoranlar var. Yine de ben en çok akşam vakti, karanlık düştüğünde büründüğü hali sevdim. Hayat akşam yemeğinden sonra, kendi rutininde yeniden başlıyor sanki, rengarenk evler denizin üzerine düşen ışıklarıyla daha bir masalsı geliyor insana, geneli yaşlı köy sakinleri meydanda yürüyüşe çıkıyor, komşularıyla selamlaşıp gürültülü sohbetlere dalıyorlar,
odamızın hemen yanındaki küçücük dükkanda çeşit çeşit harika dondurmalar satan amcanın işleri yoğunlaşıveriyor birden, tekneler ışıklarını yakıp dönmeye başlıyor, sevgililer yakamozları seyretmek, yerli aileler balık tutmak için deniz kenarındaki kayalıklardan yer beğeniyor kendisine.

dsc_0135 dsc_0186

dsc_0116

Vernazza’da odamız, keyfimiz, her şey çok iyiydi fakat ikinci ve üçüncü gün için rezervasyonumuzu Manarola’da Arpaiu odalarına yaptırmıştım çünkü Charming room dolu görünüyordu. Sabah Giacomo gelip bizden sonraki rezervasyonun iptal olduğunu söyledi ama diğer oda ücretinin yanmasını istemediğimizden aklımızı Vernazza’da bırakıp Manarola’nın yolunu tuttuk.

dsc_0295

dsc_0401

Vernazza’daki odamız ne kadar alçakta, denize, meydana yakın ise, Manarola’daki oda o kadar yüksekte idi. Arpaiu odalarını mimar Capellini kardeşler tasarlamış, hem odanın içi hem de banyolar çok zarif, üst kattaki ortak terastan ve odalardan manzara müthiş, alabildiğine deniz ve sessizlik. Gece gözlerini kapattığında duyduğu tek sesin dalga sesleri olması, insanın kolayca alışabileceği ve Ankara’da bolca özlediği bir lüks benim deneyimime göre:)

137_20
(Manarola’daki odamızın manzarası)

Manarola da Vernazza gibi, daha minik bir plajı, dağın biraz daha içine doğru sokuluveren rengarenk evleriyle çok güzel bir köy…

Manarola’da kaldığımız iki gün boyunca biz yine bol bol yürüyüş yaptık,

137_17
(yürüyüş yollarından biri..)
diğer köyleri ziyaret ettik, Aşkın bir ara denize girdi, ben kayalıkların bolluğundan ürküp seyretmekle yetindim,

Faslı Müslüman bir garsonla tanışıp, içine alkol ve domuz eti girmediğinden emin olarak rahat rahat harika makarnalar yedik, hele pesto soslu lazanyanın tadı hala damağımda…

Yazının sonunda aklımda kalan bazı noktaları da bilgi olması açısından ekleyeyim, gitmek isteyenler için faydalı olabilir belki.

Kaldığımız yerleri yazdım zaten, Charming room için gecelik 80 Euro, Arpaiu odaları içinse gecelik 115 Euro verdik. Merdiven çıkabilirim, denizi yukarıdan seyretmeyi, sessizliği severim diyorsanız Arpaiu’yu, fakat her tür gürültüde uyuyabilirim, odam daha geniş, daha ferah ve daha serim olsun diyorsanız Charming Room’u tercih edin derim. Arpaiu daha lüks olmasına karşın biz Vernazza’yı da, Charming Room’u da daha çok sevdik. Arpaiu tercih edecek olursanız dört farklı oda olduğunu göreceksiniz, biz Mea’da kaldık, üst katta ve diğer odalardan daha genişti. Tavsiye ederim.

Vernazza’nın dışındaki otoparkta günlük park ücretini görevli hemen aldı, 12 Euro verdik fakat Manarola’nın dışındaki park yerinden aramamıza rağmen görevli bulamayınca para ödemeden ayrıldık.

Her ne kadar biri hariç köylerin tümü denize sıfır olsa da, deniz-güneş-kum odaklı bir tatil için hiç uygun değil. Kumsal olmadığından, insanlar genellikle kayalıkların üzerine havlularını serip, denize buralardan giriyor. Özellikle köy sakinleri patik misali ayağı saran ayakkabılarla yüzüyor.

Dükkanlar turistik olsa da hediyelik eşya veya gıda fiyatları La Spezia şehir merkezindekinden farklı değil. Alışverişinizi yapabilirsiniz.

Havası çok güzel, Temmuz ortası diğer şehirlerde bunaltıcı bir sıcak varken, köylerde nemi hissetmediğimiz gibi sürekli esen rüzgar sayesinde gece üşüdük bile diyebilirim.

Köyler arasındaki dağların kenarına yürüyüş yolları yapılmış, fakat bu yollar milli park statüsüne getirildiğinden ücretli, sadece yürüyüş için günlük kişi başı 5er Euro verdik, tren de kullanacaksanız fiyat artıyor.

137_21

(Köyler arası geçiş için yapılan tünellerden biri)

Yine fikir vermesi için söyleyeyim, İki lazanya, bir salata, birer limon soda ve birer de espresso aldığımız bir akşam yemeğinde toplam 34.5 Euro ödedik. Diğer yemeklerde de fiyatlar bu civardaydı.

Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Sonraki yazılarda görüşmek üzere…

 


Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

2 thoughts on “Arabayla Balayı IV- Cinque Terre, İtalya